Yargıtay Büyük Genel Kurulu

2018/1 E. , 2018/1 K.

“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Yargıtay Hukuk Genel Kurulu İlk Derece Mahkemesi

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasındaki “Sahteliğin Tespiti” davasında yapılan yargılama sonucunda ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca;
Dava Hukuk Muhakemeleri Kanununun 208/4 ve 204/1. maddeleri uyarınca resmi evrakın (ilamların) sahteliğinin tespiti istemine ilişkindir.
Davacı vekili 12.02.2016 tarihli dilekçesinde; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.10.2015 tarih 2013/1-2127 E. 2015/2320 K. sayılı ilamı ile ilgili olarak, 2802 sayılı Kanunun 93/A maddesinin yürürlükten kaldırıldığını, buna dair verdiği dilekçenin dikkate alınmadığını ve temyize konu ilamın sanki 93/A maddesi yürürlükteymiş gibi onandığını, karar bölümüne teslim edildikten sonra ctrl c+ctrl v ile(kes-kopyala-yapıştır) oluşturulan kararın sahte olduğunu, Hukuk Genel Kurulunun ilk derece sıfatıyla verdiği 11.12.2014 tarihli 2014/5 E., 2014/9 K. sayılı ilamı ile ilgili olarak; ilamın sadece davalı … tarafından imzalandığını, ilamın 4 ay sonra tebliğ edildiğini, 2016 yılı olmasına rağmen dosyanın henüz temyiz merciine ulaşmadığını ileri sürerek Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.10.2015 tarih 2013/1-2127 E. 2015/2320 K. ve ilk derece sıfatıyla vermiş olduğu 11.12.2014 tarih 2014/5 E. 2014/9 K. sayılı ilamların sahte olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dilekçesi ve ekleri davalılara tebliğ edilmiş, davalılar yargılamaya katılmamış ve beyanda bulunmamışlardır.

Davacı 01.02.2017 tarihli dilekçesinde; 15 Temmuz darbe girişiminden önce, kamuoyunda paralel yapı olarak bilinen yapının darbe girişiminden sonra fevkinde güçlü bir örgüt olduğunun ortaya çıktığını, husumet yönelttiği davalıların hiçbirinin FETÖ terör örgütü ile bir irtibatının veya iltisakının olmadığının anlaşıldığını, asıl iradesinin çete mensuplarına husumet yöneltmek olduğu nazara alındığında, husumet yöneltilecek kişiler konusunda yanlışa düştüğünün açıkça belli olduğunu, husumet yönelttiği kişilerin sorumlu tutulamayacağının izahtan vareste olduğunu, HSYK başkanvekilinin açıklamalarından ve eski HSYK üyelerinin itiraflarından ….isimli eski Yargıtay üyelerinin birlikte ve bireysel olarak Hukuk Daireleri üzerinde son derece etkili olduklarının anlaşıldığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 124. maddesinde tarafta iradi değişikliğin düzenlendiğini belirterek dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığı gerekçesiyle karşı tarafın rızası aranmaksızın dava konusu kararlarda imzası bulunan ….. isimli eski Yargıtay üyelerinin davalı olarak ikame edilmesi suretiyle taraf değişikliğine karar verilmesini, bu yasal olarak mümkün olmadığı takdirde, değerli Yargıtay üyeleri olan davalıların açık rızaları ile davalı olmaktan çıkarılıp mezkur kişilerin davalı olarak ikame edilmek suretiyle taraf değişikliğine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacının tarafta iradi değişikliğe ilişkin dilekçesi davalılara tebliğ edilmiş olup davalılar beyanda bulunmamışlardır.
Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna yazı yazılarak 21.10.2015 tarih 2013/1-2127 E. 2015/2320 K. ve ilk derece sıfatıyla verilmiş olan 11.12.2014 tarih 2014/5 E. 2014/9 K. sayılı ilamlarının ve imzalarına ilişkin bilgilerin gönderilmesi istenilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.11.2016 tarihli cevabi yazısıyla, ilk derece sıfatıyla verilen 2014/5 E. 2014/9 K. sayılı ilamın ıslak imzalı onaylı örneği ile 21.10.2015 tarih 2013/1-2127 E. 2015/2320 K. sayılı ilam örneği ile elektronik olarak imzalandığına ilişkin imza dökümanı sunulmuş ve dosya arasına konulmuştur.
Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davacı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.10.2015 tarih 2013/1-2127 E. 2015/2320 K. ve ilk derece sıfatıyla vermiş olduğu 11.12.2014 tarih 2014/5 E. 2014/9 K. sayılı ilamların sahte olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulundan gelen yazı cevabından da anlaşılacağı üzere Hukuk Genel Kurulunun ilk derece mahkemesi sıfatıyla vermiş olduğu 11.12.2014 tarih 2014/5 E. 2014/9 K. sayılı ilamı, karara katılan Birinci Başkanvekili ile tüm daire başkanları ve üyeler tarafından yine Hukuk Genel Kurulunun 21.10.2015 tarih 2013/1-2127 E. 2015/2320 K. ilamı elektronik olarak tüm daire başkanları ve üyeler tarafından imzalanmıştır.
Kaldı ki davacı Hukuk Genel Kuruluna sunmuş olduğu 01.02.2017 tarihli dilekçesinde, “…davalıların hiçbirinin FETÖ ile irtibatlı/iltisaklı olmadığının anlaşıldığını” belirterek HMK 124. maddesi uyarınca davalıların rızası aranmaksızın dava konusu kararlarda imzası bulunan … isimli eski Yargıtay üyelerinin davalı olarak ikame edilmesi suretiyle taraf değişikliğine karar verilmesini, bu yasal olarak mümkün olmadığı takdirde davalıların açık rızaları ile davalı olmaktan çıkarılıp mezkur kişilerin davalı olarak ikame edilmek suretiyle taraf değişikliğine karar verilmesini talep etmiştir.
Dosya içerisine alınan, ıslak ve elektronik imzaları mevcut olan dava konusu Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ilamları ile davacının tarafta iradi değişikliğe ilişkin dilekçesi dikkate alındığında, davacının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.10.2015 tarih 2013/1-2127 E. 2015/2320 K. ve ilk derece sıfatıyla vermiş olduğu 11.12.2014 tarih 2014/5 E. 2014/9 K. sayılı ilamların sahte olduğuna ilişkin iddiasının hiçbir dayanağının bulunmadığı, kararların usulüne uygun olarak verildiği ve karara katılanlar tarafından usulüne uygun olarak imzalandığı anlaşıldığından davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-)Davanın esastan REDDİNE,
2-)Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra, yatırılan avanstan kullanılmayan kısmın talep halinde davacıya iadesine,
3-)Alınması gereken 31,40 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 29,20 TL. Karar ve ilam harcının mahsup edilerek, bakiye 2,20 TL. maktu karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nda temyizi kabil olmak üzere davacının yüzüne karşı oy birliği ile verilen 05.04.2017 gün ve 2016/1, 2017/5 sayılı karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.

BÜYÜK GENEL KURUL KARARI

Davacının temyiz isteminin süresinde olduğunun anlaşılmasından ve dosyadaki tüm belgelerin okunmasından sonra gereği düşünüldü:
Dava, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun vermiş olduğu iki kararının sahteliğinin tespitine ilişkindir.
İşin esasına geçilmeden önce Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ilk derece mahkemesi sıfatıyla vermiş olduğu kararlara karşı temyiz incelemesinin Yargıtay Büyük Genel Kurulu tarafından yapılıp yapılamayacağı hususu ön sorun olarak tartışılmış, yapılan görüşmeler neticesinde, her ne kadar Hukuk Genel Kurulunca ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilen kararlara karşı temyiz inceleme görevinin hangi merci tarafından yerine getirileceği mevzuatta öngörülmemiş ise de, Yargıtay’ın bugüne kadar ki uygulamaları ve gelişen içtihatları nazara alındığında, temyiz incelemesinin Yargıtay Büyük Genel Kurulu tarafından yapılması gerektiği sonucuna varılarak ön sorun aşılmıştır.
İşin esasının incelenmesinde; Hukuk Genel Kurulunca ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda sahteliğin tespitine ilişkin davanın esastan reddine karar verilmiştir. Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisine alınan ıslak ve elektronik imzaları mevcut olan dava konusu Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.10.2015 tarih 2013/1-2127 E. 2015/2320 K. ve ilk derece sıfatıyla vermiş olduğu 11.12.2014 tarih 2014/5 E. 2014/9 K. sayılı ilamların sahte olduğuna ilişkin davacının iddiasının hiçbir dayanağının bulunmadığı anlaşılmakla dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bilgi ve belgelere, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın onanması gerekir.
SONUÇ: Davacının temyiz itirazlarının reddi ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesi uyarınca tebliğ tarihinden itibaren on beş günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 25.05.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi. 25/05/2018

https://karararama.yargitay.gov.tr/YargitayBilgiBankasiIstemciWeb/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir