Hayvan hakları

https://www.youtube.com/watch?v=fC86vozCDC8&t=2s

Ülkemizde gündemi ve herkesi derinden etkileyen Hayvan Hakları Katliamları yaşandı. Ankara Batıkent ilçesinde 16 köpek zehirlenerek katledildi. Yine Ankara Çubuk’da boş bir arazide onlarca köpek ve bir kedi ölüsü bulundu. Daha öncesinde bir TV şovu ünlüsü kişinin papağana eziyet videoları, Sapanca’daki yavru köpeğin ölümü, Burdur’da bulunan kedi ve köpek ölüleri, medyaya yansıyan birçok hayvan eziyet ve katliamları toplumda infiale neden oldu. Hazin olaylar sonucunda toplumu rahatsız eden asıl mesele ise hayvan katliamı yapan suçluların kanunlardaki boşluktan dolayı maalesef yeterli cezayı almaması.

Türk Ceza Kanunumuzda hayvan, özel olarak tanımlanmamış ve mal kapsamında yani cansız bir eşya gibi değerlendirilmiştir. Bir ceza hukuku profesörü makalesinde; günümüzde bir özenti olarak hayvan haklarından söz edildiğini, hayvanın, hukukun süjesi olmadığını, tersine diğer şeylerden farksız olarak sadece hukukun objesi olduğunu, bundan ötürü de, ne kadar çok seversek sevelim, hayvanın, ceza hukukunda suçun ne faili ne mağduru olabileceğini belirtmiştir. Türk Ceza Kanunu 157. Maddesinde belirtildiği üzere hayvanlar mal statüsündedir ve hayvan öldürme mala zarar verme suçu kapsamında değerlendirilir. Bu suç bakımından hayvanın yaşama hakkı ve vücut bütünlüğü korunmamıştır. Korunan hukuki yarar hayvanların değil kişilerin mülkiyet hakkıdır. Aynı zamanda bu madde sadece sahipli hayvanlar için geçerlidir. Sahipsiz hayvanlar bu madde kapsamında korunmamaktadır. Yani sahipsiz bir hayvanın öldürülmesi durumunda suç oluşmamaktadır. Mevcut düzenlemelerin hayvan haklarına karşı suçları engellemeye yetmediği anlaşılmaktadır. Olayın vahametini şu iki örnekle açıklayabiliriz; Adıyaman’da nesli tükenmekte olan bir Çizgili Sırtlanı köpeklerine parçalatan kişilere; koruma altındaki türü öldürmekten sadece ve sadece 1.799 TL idari para cezası verilmiştir. İkincisi ise Ankara Batıkent’te meydana gelen, 16 köpeğin zehirlenerek öldürülmesine ilişkin soruşturma kapsamında üç şüpheli de serbest kalmıştır.

Uzun bir süredir Hayvan Haklarının korunması için yeni hukuki düzenlemelerin çalışması yapılsa da hala gerekli değişiklikler yapılabilmiş değil. Geçtiğimiz günlerde gecikmeli de olsa bu konuda somut bir adım atılarak Hayvan Hakları taslağı hazırlandı. Hayvan Haklarına yönelik taslağa göre bütün hayvanların deri altına çip takılacak. Hayvanlara işkence yapanlar ya da kasten öldürenler Türk Ceza Kanununda yapılacak değişiklikle 4 aydan 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak. Pet shoplardan aldığı hayvanı sokağa atanlara ise para cezası verilecek.

Legal Hayvan İşkenceleri

Şimdiye kadar legal olmayan hayvan işkencelerini belirttik. Bir de bazı ülkelerde yasal olan işkenceler var. Ülkemizden başlayacak olursak faytonlarla başlayabiliriz. Faytonlar, atların yaşam süreleri ve sağlıkları açısından büyük bir tehdit oluşturmakta. Bakımı yapılmayan ve düzgün beslenmeyen atların öldüğünü birçok kez medyadan takip ettik. İspanya’da Boğa Güreşleri ve boğa yakma, Bulgaristan’da köpek asma, Japonya’da balina avı, Afganistan’da köpek dövüşleri yasal olan hayvan işkencelerinden.

Bir başka legal olan ve herkesin merakla ziyaret ettiği yer ise Hayvanat Bahçeleri. Son zamanlarda ülkemizde sayısı azalsa da hala varlıkları sürmekte. Hayvanat Bahçelerinin kapatılması gerektiğini savunanlar olduğu gibi, tam tersini destekleyen birçok kişi de mevcut. Kapatılmamasını destekleyen kişiler; Hayvan yaşam alanlarının yok olması, avlanma, çevre kirliliği gibi etkenlerden kaynaklı hayvan türlerinin ancak ve ancak hayvanat bahçelerinde korunabileceğini savunuyor. Aslında Nuh’un Gemisindeki mantıkla hemen hemen aynı mantık diyebiliriz. İnsanları kıyamete benzetirsek gemi de hayvanat bahçeleri oluyor.

Kapatılmalı diyen kişilerin tezleri ise; hayvanat bahçelerinde hayvanlar için yeterli yaşam alanı olmaması, hayvanat bahçelerindeki kötü muameleler, hayvanların hayvanat bahçelerinde yaşamlarının daha kısa olması gibi tezleri savunmaktadır. Kanımızca da hayvanların doğal ortamlarında korunması gerekir, yani öncelikle doğal ortamlarının korunmaları gerekmektedir. Ancak sadece hayvanat bahçeleri değil sirkler, pet shoplar gibi birçok alanda hayvanlara kötü muamelede bulunularak hayvanlar tutsak edilmektedir. Bunun yanında işin daha da ilginci hayvanat bahçelerinin kapatılması tartışılırken 1900lerin başlarına kadar “İnsanat Bahçeleri” diye bir tabirin de maalesef mevcut olması.

İnsanat Bahçeleri

Afrikalılar, Aborjinler, Kızılderililer Avrupalı ülkeler tarafından tutsak olarak getirilmiş ve “İnsanat Baheçeleri”ne hapsedilmiş tabir yerindeyse insanlar hayvan yerine konulmuştur. Kafeslere ve bahçelere kapatılarak tıpkı hayvanlar gibi ziyarete açılmıştır. 1889 yılında Paris’de sergilenen 400 Afrikalı tutsağı 18 milyon insan ziyaret etmiştir. Tüm tutsaklar arasında en çok rencide edilen ise sivri dişleri olan Ota Benga adındaki bir Afrikalıdır. Ziyaretçilere Afrikanın saf yamyamlarından denilerek lanse edilmiştir. Ota Bengayı görmek isteyen ziyaretçiler 25 cent, dişlerini görmek için ek 5 cent ödemişlerdir. Benga, 1906 yılında maymun ve orangutanlarla aynı kafese atılmıştır. İnsan hakları savunucularının baskıları üzerine bir süre sonra serbest bırakılan Ota Benga 1916 yılında kalbine ateş ederek intihar etmiştir. İkinci dünya savaşının ardından azalan insanat bahçelerinin sonuncusu ise 1958 yılında Belçika’da kapanmıştır.

İnsanat Bahçeleri insan haklarının hiçe sayılmasının son adımıdır. Geçmişte de birçok ülkede beyazlar siyahlara üstün görülerek ırkçılık körüklenmiştir. Irkçılık beslenerek hegemonya kurmak amacıyla insanlara eziyet edilmiş, insan hakları hiçe sayılmış ve bazı insanlar hayvanlar gibi “İnsanat Bahçe”lerine konulmuştur. Benzer kaynaklardan beslenen türcülük de insanların hayvanlar üzerinde kurduğu hegemonyanın bir sonucudur. İnsanlar hayvanlar üzerinde hegemonya kurmak amacıyla hayvanlara eziyet etmekte, onları hayvanat bahçelerine hapsetmektedir.

UNESCO tarafından ilan edilen Hayvan Hakları Evrensel Bildirisine göre; “Tüm hayvanlar yaşam hakkına sahiptir. Zorunluluk olmaksızın bir hayvanın öldürülmesi yaşam hakkına karşı suçtur. Hiçbir hayvana kötü davranılamaz, acımasız ve zalimce eylem yapılamaz. Hayvanlar üzerinde acı çektirici deneyler yapmak da hayvan haklarına aykırıdır.”

https://www.aydinlawgroup.com/ https://onedio.com/haber/sakarya-da-bir-barinakta-hayatini-kaybeden-kopegin-dehset-verici-otopsi-raporu-olum-nedeni-siddetli-tecavuz-875318

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir